İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, ABD’li yetkililerin Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerine ilişkin çelişkili açıklamalarının, Washington’ın Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen anlaşmaya geri dönme niyetine dair şüpheleri artırdığını belirtti. Hatibzade, dolaylı görüşmelerin akıbeti açısından ABD’den net ve tutarlı bir duruş sergilemesini beklediklerini vurguladı.
Tahran’ın açıklamalarına göre, ABD yönetimi, eski Başkan Donald Trump döneminde uygulanan “azami baskı” politikasını sürdürme ya da nükleer anlaşmaya tam olarak geri dönme konusunda bir karar vermeli. İranlı sözcü, farklı ABD’li yetkililerden gelen aykırı seslerin, müzakere sürecini olumsuz etkilediğini ve İran’ın güvenini zedelediğini ifade etti.
Viyana Görüşmelerinde Kritik Dönemeç
Viyana’da aylardır süren dolaylı müzakerelerde, İran ile ABD arasında nükleer anlaşmayı canlandırma çabaları devam ediyor. Anlaşma, 2015 yılında İran, P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya) ve Avrupa Birliği arasında imzalanmış, ancak ABD’nin 2018’de tek taraflı çekilmesiyle krize girmişti. ABD’nin anlaşmadan çekilmesinin ardından İran’a yönelik ağır yaptırımlar yeniden yürürlüğe konulmuş, bu durum Tahran’ın da anlaşmadaki nükleer taahhütlerini kademeli olarak askıya almasına yol açmıştı.
Mevcut görüşmeler, JCPOA’yı yeniden işler hale getirmeyi, ABD’nin anlaşmaya geri dönmesini ve İran’a uygulanan yaptırımları kaldırmasını hedefliyor. Buna karşılık İran’dan da nükleer programını anlaşma limitlerine geri çekmesi bekleniyor. Ancak bu süreç, her iki tarafın da karşılıklı güven eksikliği ve farklı beklentileri nedeniyle yavaş ilerliyor.
İran’ın Beklentileri ve Şartları
Said Hatibzade, Tahran’ın Viyana’daki müzakerelerdeki temel beklentilerini bir kez daha net bir şekilde dile getirdi. İran, ABD’nin anlaşmadan çekilmesiyle ihlal ettiği tüm taahhütlerine geri dönmesini, tüm yaptırımları kaldırmasını ve bu kaldırma işleminin doğrulanabilir olmasını talep ediyor. Tahran, yaptırımların sadece kağıt üzerinde değil, fiili olarak kaldırıldığından ve İran ekonomisine somut faydalar sağladığından emin olmak istiyor.
Hatibzade, “ABD yönetimi, Trump’ın başarısız politikasını sürdürmek mi yoksa nükleer anlaşmaya tam olarak dönmek mi istediğine karar vermeli” sözleriyle, Washington’dan stratejik bir netlik beklediklerini vurguladı. İranlı sözcüye göre, ABD’li farklı yetkililerden gelen aykırı ve çelişkili mesajlar, ABD’nin müzakerelerdeki ciddiyetini sorgulatıyor ve müzakere masasında güven ortamının oluşmasını engelliyor.
ABD’nin Çelişkili Tutumunun Ardındaki Nedenler
ABD’li yetkililerin nükleer anlaşmaya ilişkin zaman zaman farklı tonlarda açıklamalar yapması, İran tarafından iç karışıklık veya samimiyetsizlik olarak yorumlanıyor. Kimi ABD’li yetkililer anlaşmaya dönüşün aciliyetini ve diplomasinin önemini vurgularken, bazıları İran’a karşı daha sert bir duruş sergilenmesi gerektiğini savunuyor. Bu durum, ABD yönetiminin içinde nükleer anlaşmaya yönelik farklı yaklaşımların bulunduğuna işaret edebileceği gibi, İran’ın pazarlık masasında daha temkinli davranmasına da neden oluyor.
Tahran, yaptırımların kaldırılmasının ardından ekonomik faydaları hızlı ve şeffaf bir şekilde görmek istiyor. Bu, ABD’nin yalnızca yasal olarak değil, pratikte de yaptırımları kaldırdığını ispatlamasını gerektiriyor. Doğrulama mekanizmaları ve gelecekte benzer bir geri çekilmenin yaşanmamasını sağlayacak garantiler, müzakerelerin en çetin konularından biri olarak öne çıkıyor.
Geleceğe Dair Belirsizlikler
Nükleer müzakerelerin akıbeti, Ortadoğu’daki güvenlik dengeleri ve küresel enerji piyasaları üzerinde önemli etkilere sahip. Her iki tarafın da esneklik göstermesi ve güven inşa edici adımlar atması, anlaşmanın yeniden canlandırılması için kritik önem taşıyor. Ancak İranlı sözcünün açıklamaları, bu sürecin hala büyük engellerle dolu olduğunu ve ABD’nin tutumunda tam bir netleşme sağlanana kadar ilerlemenin zor olabileceğini gözler önüne seriyor.
