Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Anadolu’nun köklü dokuma geleneğini bugüne taşıyan ‘Türkiye Dokuma Atlası: Kumaşın Hafızası’ sergisine yönelik önemli bir paylaşımda bulundu. Sosyal medya hesapları üzerinden serginin derin kültürel değerine dikkat çeken Erdoğan, bu özel projenin gelecek nesillere aktarılmasının önemini vurguladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı himayesinde yürütülen proje, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sanatseverlerle buluştu.
Sergi, Türkiye’nin dört bir yanından derlenen, her biri kendi coğrafyasının hikayesini anlatan eşsiz dokuma örneklerini bir araya getiriyor. Pamuktan yüne, ipekten ketene kadar farklı liflerin usta ellerde nasıl birer sanat eserine dönüştüğünü gözler önüne seren bu atlas, kumaşın sadece bir giyim eşyası değil, aynı zamanda kültürel bir bellek ve kimlik taşıyıcısı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Anadolu’nun El Dokuması Mirası Yeniden Keşfediliyor
Emine Erdoğan’ın ifadeleriyle, “Türkiye Dokuma Atlası: Kumaşın Hafızası” sergisi, Anadolu topraklarında asırlardır süregelen dokuma kültürünü gün yüzüne çıkarıyor. Sergi, geleneksel el sanatlarının inceliğini, zorlu el dokuması tekniklerinin titizliğini ve her bir ilmeğin ardındaki emeği yüceltiyor. Bu proje, sadece bir sergi olmanın ötesinde, Türkiye’nin zengin kültürel mirasını koruma ve tanıtma misyonunu üstleniyor.
Kumaşların sadece desenleriyle değil, aynı zamanda üretim süreçleri, kullanılan hammaddeleri ve taşıdıkları anlamlarla da birer tarihi belge niteliğinde olduğu sergide vurgulanıyor. Türkiye Dokuma Atlası, bu eşsiz kültürel zenginliğin modern çağda da yaşamaya devam etmesini sağlamak adına önemli bir köprü görevi görüyor. Sergi, ziyaretçilerini Anadolu’nun derinliklerine doğru, kumaşın sessiz ama güçlü diliyle bir yolculuğa çıkarıyor.
20 Şehirden Gelen Dokunuşlar: Kumaşın Hikayesi
Proje kapsamında, Türkiye’nin 20 farklı şehrinden özel olarak seçilen dokumalar sergileniyor. Her biri kendi bölgesinin karakteristik özelliklerini, inançlarını, yaşam biçimlerini ve estetik anlayışını yansıtan bu kumaşlar, dokuma ustalarının ustalıklarını sergiledikleri bir platform sunuyor. Bu çeşitlilik, Anadolu’nun kültürel mozaiğini en çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Özellikle unutulmaya yüz tutmuş tekniklerin ve desenlerin yeniden canlandırılması, serginin en dikkat çekici özelliklerinden biri.
Emine Erdoğan, paylaşımında, projenin ilk adımlarının 20 farklı şehirde yürütülen detaylı saha araştırmalarıyla atıldığını belirtti. Bu araştırmalar sayesinde, yüzyıllara meydan okuyan ancak zamanla kaybolma riski taşıyan dokuma örnekleri titizlikle belgelendi ve sergi için hazırlandı. Sergi, İstanbul’daki açılışının ardından Türkiye’nin diğer şehirlerinde ve uluslararası platformlarda da izleyiciyle buluşacak. Bu sayede, Türkiye’nin eşsiz dokuma mirası hem ulusal hem de küresel ölçekte tanıtılmış olacak.
Gelecek Nesillere Aktarılan Bir Hazine
Kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemine vurgu yapan Emine Erdoğan, ‘Türkiye Dokuma Atlası: Kumaşın Hafızası’ projesinin bu açıdan büyük bir değer taşıdığını ifade etti. Proje, sadece eski dokuma örneklerini sergilemekle kalmıyor, aynı zamanda genç tasarımcıları ve zanaatkarları da bu geleneksel sanatlara yönelmeye teşvik ediyor. Böylece, Anadolu’nun kadim dokuma geleneği, çağdaş yorumlarla zenginleşerek yaşamaya devam edecek ve yeni nesiller tarafından da benimsenmiş olacak.
Kumaşın tarihsel ve kültürel önemini anlatan bu sergi, ziyaretçilerine sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kültürel kökenlerine dair derin bir anlayış kazandırıyor. Bu tür projeler, küreselleşmenin getirdiği tek tipleşmeye karşı, yerel ve özgün kültürel değerlerimizi korumanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

